O kişi Sigaraya yeni başlayan muhterem arkadaşımız Muhtemelen siz sigara içerken "içeceksen Parlıament içeceksin abii" gibi bir cümle kullanmıştır. O da Parlıamentle başlar ama bilmez okul açılınca kaçak sigara arayacağını.
READ MORE
1-yeni başladıkları için içtikleri b.kun bi havası olduğunu zannederler. ayrıca yanlarındaki arkadaşlarına sürekli "basarım bak üstüne", "atarım suratına" gibi saçma laflar ederler. bişey dememek lazımdır
2-sigara dumanını gözlerine kaçırırlar ve kalp spazmı geçiriyomuş gibi yerlere yatarlar.
3-sigarayı karizmatik bir şekilde içmeye çalışırlar. kendilerini bu dönemde aktör sanıp herkesin onları izlediğini düşünürler. constantine filminde keanu reeves havası katmak isterler ama filmin sonunu hep unuturlar.
(constantine sigarayı bırakıp sağlığı için sakıza başlar)
4-dumanı içine çekmekten korkarlar. Genellikle ilk hafta boyunca sürer
5-çektiklerinde öksürük krizine girerler. Bilmedikleri için akciğeri ağzından düşecek gibi hissederler.
6-sünger kısmını da geçip tütün kısmına kadar ağızlarına sokmaya çalışırlar.
7-Bu sigaradan duman çıkmıyo gibi ezik halden kurtulmak için cümleler uydururlar.
8-Sürekli sigarayı inek gibi yalarlar. Süngerin rengi bile değişir.
9-sigara peketini açamazlar, açmaya çalışırken paketi mındar ederler, saçam sapan şekilde yırtarak açmayı denerler.
10-sigarayı eğreti bir şekilde tutatlar
11- yakarken saçma sapan triplere girerler
12- en ufak rüzgarda dahi yakamazlar :D
13- her nefes çekerken sigaranın ucuna bakarak, ateşin çekilen nefesle kızarışını izlerler(tabi burnunuzun dibi olduğu için, şaşı bir görünüme sahip olurlar)
14- külü ya her saniye dökmeye çalışırlar - bunu abartanlar sigaranın közünü bile düşürebilir- yada unutup sürekli üstlerine dökerler.
15- istesem bi daha içmem, yüzüne bakmam lafları eksik olmaz.
16- siz bunumu bırakamıyosunuz diye dalga geçmeleri hiç çekilmez.
17-sigarayı sanki elinden kaçacakmış gibi sıkarlar
18-sigarayı söndürürken başarılı olamazlar,sigarayla savaşa girerler ve sigara kazanır.
19- kırk yıllık tiryaki gibi davranırlar. Afedersiniz bok gibi peş peşe sigara yakarlar.
20- sigara içilen ortama dalma isteği vardır ilk zamanlar paketi ortamda çıkarıp 10 dakikada mındar ederler...
Aynı bizim gibi boş bir abimiz , ablamız çıkmış sokağa 15 erkeğe sormuşlar "Kız Kavgasında Çekici Olan Ne" Diye .
Güzel , mantıklı cevaplar verilmiş ama burası Türkiye arada abazalarda denkgelmiş (:
-##-
READ MORE
Güzel , mantıklı cevaplar verilmiş ama burası Türkiye arada abazalarda denkgelmiş (:
-##-
Furkan, 23
Beklenmedik bir şey çünkü, ilgi çekiyor haliyle.
Çağhan, 23
Kadınların kavgası her ne kadar sert olsa da altında duygusal bir neden yatıyor. Bir de estetik oluyor her şeyleri zaten, kavgaları da öyle bana kalırsa. Tırmalıyor, tokat atıyor… Değişik.
Cem, 24
Çok komik çünkü. Nasıl vuracaklarını, nasıl can yakacaklarını falan bilemiyorlar. Saç çekiyorlar mesela, bunu mu düşünebiliyorsun yani? Sahiden komik.
Fatih, 25
Bizden acımasız oluyorlar, hem de komik. Lisedeyken olsa etekleri de açılırdı.
İlker, 26
Komik görünüyor çünkü; tokatlar, çığırmalar komedi. Seksi görünmediğini de söyleyemem, ama genelde komik.
Alp, 23
Tam adamına sordun. Cat fight koleksiyonum var benim. Kesinlikle seksi, iki lezbiyeni izlemek gibi bir şey.
Mert, 24
Çünkü kızlar kavgacı erkeklerden nefret ederler. Hal böyle olunca onların basitleşmesi hoşumuza gidiyor. Ego tatmini diyelim. Bir de ayrı sebep alışılmadık bir durum yani. Horoz kavgası görme ihtimalimiz daha fazla. Bir de şu var: İnanılmaz çirkefleşiyorlar kavga ederlerken. Son olarak, bir kızın ne kadar şiddette vurabileceğini de görebiliriz. Yani neresi vuracak, yumruk atabilmeyi biliyor mu falan…
Ali, 24
Ne bileyim ben, kan dökülmüyor, benim hoşuma gitmiyor pek ondan. Ama tırmalarken falan izlemesi zevkli oluyor, komik oluyor, gülüyorsun yani.
Emre, 24
Güzel memleketimizin abazinglerinin ilgilendiği bir konu bu aslında. Şahsen benim kızların kavgasını sevdiğim söylenemez.. Onlarda ‘aa hatunun şurası,aa hatunun burası açıldı’ diye heyecanlı heyecanlı seyretmekte diye düşünüyorum, yoksa kız kavgalarından hoşlanan insanlarla tanışmadım hiç. Belki ilginç geliyor da olabilir insanlara. Ben sevmem şahsen, yolda biri ölse dönüp bakmam.
Erdi, 29
Hehehe, eğlenceli çünkü. Zaten bin yılda bir karşılaşılan bir şey iki dişinin kavga etmesi. Ve gerçekten yaratıcılar kavga konusunda da; ısırmalar ve saç yolmalar dışında. Lisedeyken kız kafasını resim panosuna geçirdi, diğer kızın her yeri kan revan içinde. Amerikan Hollywood’unu yasadım resmen orada. Sınır yok kız kavgalarında sanırım. İğne saplayanlar var koluna bacağına kavga sırasında. Çatal iğneyi büküp kızın koluna bacağına sapladı valla, gördüm. Balta versen bir kıza ne olur bilmiyorum! Ama hep istemişimdir, hatunun saçı başı yolunmuş suratı cırmıklanmış falan. Diğerini ısırıyor, bir et koparamadı, kanlı kanlı vampir gibi görünemedi. O pozu çok bekledim.
Serhat, 28
Bilmem, ben çok sevmem öyle. Orası burası açılır, iki bacak görürüz diye heralde. Amerika’dan kapılma bir alışkanlık. Aslında liseden. Etek açılır, kızların küfür ettiğini görürüz diye. Kızın küfür etmesi erkek açısından tahrik edicidir. Dirty talking ile alakalı bu da.
Berhan, 27
Farklıdır çünkü… Genelde verilen cevap budur. Ama aslında farklı bir çekiciliği vardır erkek için; asıl cevap budur. Seks değil tam olarak; ama nasıl diyeyim, onun farklı bir havası var… Kazanan tarafın ateşini görebilirsin o kavgada. Kaybedenin de seks kölesi olabilitesini. Sanırım bu aslında cevap. Seksüel açıdan sinyaller veriyor yani.
Gökhan, 22
Ben hiç sevmem, nefret ederim. Kadın dediğin kırılgan, narin bir varlık. Hiçbir estetikliği, hiçbir güzelliği yok kavga etmelerinin. Basit ve bayağı duruyor.
30 Ağustos zafer bayramı önemi ve tarihi
Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu.
Türk milletinin bu durumu kabul etmesi elbette mümkün değildi. 19 Mayıs 1919'da Atatürk'ün Samsun'a çıkmasıyla, lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk'ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı'nı başlattı. Amasya Genelgesi'nin yayınlanmasının ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı. Daha sonra 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gelen Atatürk, 23 Nisan 1920'de TBMM'yi kurdu. Böy-lece hem memleketin yönetimi halkın iradesine verilmiş oluyordu. Hem de Kurtuluş Savaşı'nın merkezi Ankara oluyordu.
TBMM meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu ve kurtuluş çarelerini aradı. "Misak-ı Millî sınırları içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşü"nden hareketle, düşmanla mücadele kararı alındı. Oluşturulan düzenli ordularla savaşa girildi. İlk başarı, Doğu'da Ermeni çetelerine karşı kazanıldı. Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü Savaşları yapıldı. Bu savaşların kazanılmasıyla Yunanlılar'a büyük bir darbe indirilmiş oldu. Bunun üzerine Yunan ordusu yeniden saldırıya geçti. Saldırı üzerine Mustafa Kemal, or-dularına: "Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz." emrini verdi.
Türk askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu karara uydu. 23 Ağustos ve 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk milleti 1699 Karlofça Antlaşmasından beri ilk defa toprak kazanmaya başlıyordu. Sakarya Savaşı, Türk milletinin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği önemli bir savaş olarak da tarihe geçti. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından, Mustafa Kemal'e "gazi" unvanı ve "Mareşal" rütbesi verildi.
Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Sakarya Savaşı'ndan sonra, büyük bir taarruzla düşmanı tamamen yok etme kararı alındı.
1922 yılı Ağustosuna kadar, hazırlıklar tamamlandı. Güneydeki Türk birlikle-ri, büyük bir gizlilik içinde Batı cephesine kaydmld". İstanbul'daki cephane depolarından silah ve cephane kaçırıldı. İtilaf Devletleri tarafından tahrip edilerek kullanılmaz hâle getirilen toplar onarıldı. Yeni silâhlar satın alındı. Ordumuza taarruz eğitimi yaptırıldı. Bu hazırlıklardan sonra, Gazi Mustafa Kemal'in başkomutan-lığını yaptığı ordumuz, 26 Ağustos 1922'de düşmana saldırdı. Bir saat içinde düşman mevzileri ele geçirildi. 30 Ağustos'ta düşman çember içine alındı. Sağ kalanlar esir alındı. Esirler arasında Yunan Başkomutanı Trikopis'te vardı.
Bu savaş, Atatürk'ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık
Meydan Muharebesi olarak adlandırıldı.
Büyük Tarruzun başarıyla sonuçlanmasından sonra düşman, İzmir'e kadar takip edildi. 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtarılmasıyla yurdumuz düşmandan temizlenmiş oldu. Hain düşmanın, haksızca ve alçakça işgaline "dur" diyen ve kanımızın son damlasını akıtmadan yurdumuzu bırakmayacağımızı dünyaya ispatlayan bu büyük zaferi her yıl, 30 Ağustos günü, bayram yaparak kutluyoruz.
TBMM meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu ve kurtuluş çarelerini aradı. "Misak-ı Millî sınırları içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşü"nden hareketle, düşmanla mücadele kararı alındı. Oluşturulan düzenli ordularla savaşa girildi. İlk başarı, Doğu'da Ermeni çetelerine karşı kazanıldı. Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü Savaşları yapıldı. Bu savaşların kazanılmasıyla Yunanlılar'a büyük bir darbe indirilmiş oldu. Bunun üzerine Yunan ordusu yeniden saldırıya geçti. Saldırı üzerine Mustafa Kemal, or-dularına: "Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz." emrini verdi.
Türk askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu karara uydu. 23 Ağustos ve 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk milleti 1699 Karlofça Antlaşmasından beri ilk defa toprak kazanmaya başlıyordu. Sakarya Savaşı, Türk milletinin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği önemli bir savaş olarak da tarihe geçti. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından, Mustafa Kemal'e "gazi" unvanı ve "Mareşal" rütbesi verildi.
Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Sakarya Savaşı'ndan sonra, büyük bir taarruzla düşmanı tamamen yok etme kararı alındı.
1922 yılı Ağustosuna kadar, hazırlıklar tamamlandı. Güneydeki Türk birlikle-ri, büyük bir gizlilik içinde Batı cephesine kaydmld". İstanbul'daki cephane depolarından silah ve cephane kaçırıldı. İtilaf Devletleri tarafından tahrip edilerek kullanılmaz hâle getirilen toplar onarıldı. Yeni silâhlar satın alındı. Ordumuza taarruz eğitimi yaptırıldı. Bu hazırlıklardan sonra, Gazi Mustafa Kemal'in başkomutan-lığını yaptığı ordumuz, 26 Ağustos 1922'de düşmana saldırdı. Bir saat içinde düşman mevzileri ele geçirildi. 30 Ağustos'ta düşman çember içine alındı. Sağ kalanlar esir alındı. Esirler arasında Yunan Başkomutanı Trikopis'te vardı.
Bu savaş, Atatürk'ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık
Meydan Muharebesi olarak adlandırıldı.
Büyük Tarruzun başarıyla sonuçlanmasından sonra düşman, İzmir'e kadar takip edildi. 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtarılmasıyla yurdumuz düşmandan temizlenmiş oldu. Hain düşmanın, haksızca ve alçakça işgaline "dur" diyen ve kanımızın son damlasını akıtmadan yurdumuzu bırakmayacağımızı dünyaya ispatlayan bu büyük zaferi her yıl, 30 Ağustos günü, bayram yaparak kutluyoruz.
Kaynak:Meb
Hz. Muhammedin Hayatı. Peygamberimizin hayatı ve yaşadıkları. Peygamber Efendimizin Hayat Hikayesi. Muhammed Mustafa Kimdir? İslam Peygamberi Muhammedin hayatı. İslam Dini ve Muhammed. İslam dinini bütün insanlığa benimseten ve daima doğruluğu öğreten Muhammed'in Hayatı. Peygamberler Peygamberi Muhammed'in Hayatı. Kaç Çocuğu vardı. Hz. Muhammed Kaç Evliydi. Hz. Muhammed'in örnek yaşantısı.
Pegamberler Peygamberide olarak anılan Hz. Muhammed Mustafa (SAV) yaşamı boyunca her zaman iyilik etmeyi ve insanların doğluluktan arrılmaması gerektiğini anlantmış. Kimsenin canına malına kastetmemeyi ve kardeşlik içinde yaşamamız gerektiğini anlatmış. Yüce Allah cc. cizdiği yolda Kuranı Kerim vesilesi ile o güne ve yaşadığımız bu güne ayna tutmuş Cihan Peygamberidir.
Kendisi iin hiç bir şey istemeyep, yanlıca biz aciz kullar için şefaatçi olan hiç bir karşık olmadan, ayırımcılık yapmadan, bütün insanlığı İslam dini altına toplamaya çalışmış İslam dininin Tek ve Aziz Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (SAV) Hayatı.
Peygamber Efendimiz Hz Muhammed’in Hayatı
Peygamber Efendimiz 20 Nisan 571 Pazartesi günü Mekke’de dünyaya gelmiştir. Peygamber Efendimizin babasınin ismi Abdullah, annesinin ismi Âmine, dedesinin ismi Abdülmuttalip, büyük babasının ismi Vehb, babaannesinin ismi Fatıma, anneannesinin ismi ise Berre’dir.
Peygamber Efendimize dünyaya gelmesinin ardından 4 yaşına kadar sütannesi Halime bakmıştır. 4 yaşından 6 yaşına kadar ise annesi Amine’nin yanında gelmiş ve bakımını annesi üstlenmiştir. Peygamberimiz 6 yaşındayken annesi onu Medine’ye akrabalarının yanına götürmüş ve burada babası Abdullah’ın mezarını ziyaret ettirmiştir.
Hz Âmine, eşi Abdullah’ın mezarını ziyaret etmiş, Hz Peygamber de Neccaroğulları’ndan olan akrabasıyla hasbihal etmiştir. Dönüş yolunda Âmine Ebva denilen bölgede hasta düşmüş ve yine burada hayatına veda etmiştir. Ümmü Emende onlarla birlikte gitmişti. Peygamberimizin annesi vefat edince Eymen onu alıp Mekke’ye dedesinin yanına getirmiştir.
Peygamber Efendimize bu dönemden 8 yaşına kadar dedesi Abdulmuttalib bakmıştır. Peygamberimiz 8 yaşındayken dedesi de vefat etmiştir. Dedesinin vasiyeti onun amcası Ebu Talib’in verilmesiydi.
Ardından bu istek üzerine Peygamberimiz amcasıyla yaşamaya başlamıştır. 13 yaşına geldiğinde amca mesleği olan ticarete girişmiştir. Çok uzun yıllar bu işi icra eden Peygamberimiz mesleğinde dürüstlüğü ile parmakla gösterilirdi. 20 yaşına girdiğinde Mekkelilerin kurduğu hırsızlık, gasp, eşkıyalık, zulüm ve haksızlıklar mücadele eden Hılfulfudül kuruluşuna üye olmuştur.
25 yaşındayken Hz Hatice ile izdivaçta bulunmuştur. Hz Hatice evliliği sırasında kırk yaşındadır.
35 yaşında iken Ka’be hakemliği görevinde bulunmuştur. Ka’be’nin onarılması esnasında Haceru’l-esved’in konması gereken yere oturtulmasında büyük sorunlar çıkmıştır. Peygamberimiz bu sorunu çok güzel bir şekilde çözmüştür.
Peygamber Efendimiz 40 yaşına az kaldığı dönemlerde zaman zaman iç sesini dinlemek için ve yaradılışı çözmek amacıyla Hira-Nur dağındaki mağaraya çıkardı. 40 bastığında 610 Ramazan ayında bir gün Cebrail Aleyhisselam ona gelmiş ve vahiy getirmiştir. İlk vahiy, “Yaratan Rabb’inin adıyla oku!” şeklindeydi. Bu sayede Yüce Allah onu Peygamberlikle vazifelendirmişti.
Peygamber Efendimizin Müslümanlık çağrısına ilk icabet edenler Hz Hatice, Hz Ali, Hz Zeyd b Harise ve Hz Ebu Bekir’dir. Ardından ise Hz Osman, Abdurrahman b Avf, Sa’d b Ebi Vakkas, Talha ve Zübeyr Hazretleri de müslüman olmuşlardır.
Peygamberlik vazifesinde 6 yılı bitirirken Hz Hamza ve Hz Ömer gibi oldukça güçlü isimlerde Müslümanlığa katılmışlardır.
Peygamberlikte 10. yılı girmeden art arda Hz Hatice ve Ebu Talib vefat etmiştir. Buna ek olarak müşrikler zulümlerini çoğaltmışlardır. Çünkü bu kayıplar güçlü kişilerdi. Bu esnada Hz Peygamber, Taif’i islama davet için gitmiş ancak başarılı olamamıştır. Hatta üstüne zulüm daha etmişlerdir. Taif’ten çıkmak için dağa saklanmış ve o müşriklerin elinden kurtulmuştur.
Zulümler devamlı sürmüştür. Peygamberimize Mirac’a çıkmak nasip olmuştur. Yüce Allah’ın huzuruna çıkmış ve arada hiçbir şey olmadan onunla görüşmüştür.
Tüm sıkıntıları göz ardı etmiş ve Peygamberimiz insanları islama davet etmeye devam etmiştir. 1 sene arayla 1 ve 2 Akabe Biatları gerçekleştirilmiştir. Ardından Yüce Allah’ın müsaadesi ve Peygamberimizin karar sonucunda Müslümanlar Mekke’den Medine’ye hicret ettiler. Son olarak ise Peygamberimiz ile Hz Ebu Bekir Medine’ye hicret etmiştir.
Medineli Müslümanlara ensar mekkeli hicret edenler ise muhacir olarak nitelendirilmiştir. Bu iki grup insan aralarında dostluk ve akrabalık kurmuşlardır.
Puta tapan müşrikler ile Müslümanlar arasında Bedir, Uhud, Hendek, Müreysi savaşları yapılmıştır. Peygamberimiz hayatta iken İslam elçisi dokunulmazlığı verilmesine rağmen şehit edilen ve Medine’yi işgli hedefleyen Hıristiyanlarla Mute ve Tebük seferleri yapılmıştır. 630 yılında ise o çok hedeflenilen Mekke fethedilmiştir. Hz Peygamber ve beraberindeki müslümanlar zulümler sonucunda çıkmak zorunda olduğu Mekke’ye geri dönmüşlerdir.
Peygamber Efendimiz, 632 senesinde hac sırasında Mekke’de Arafat’ta yüz binden fazla Müslüman’a hitap etmiştir. İslamı özetleyen ve insan haklarını içeren bu metine “Veda Hutbesi” denilmektedir.
İslamiyet’i yılmadan, müthiş bir inanç ile, kimseden korkmadan kilometrelerce topraklara ulaştıran Peygamberimiz, 8 Haziran 632 Pazartesi günü dünya değiştirmiştir. Peygamberimizin cenaze namazını erkekler, kadınlar ve çocuklar ayrı ayrı sıralanarak hücre-i saadette kılmıştır ve ardından kabrine defnedilmiştir.
READ MORE
Ölüme Götüren Bonzai Nedir? Bonzai Zararları ve Etkileri 216547. Bonzai Maddesiniz Zararları ve Yapılışı. Kimyasal maddelerden oluşan ve zirai ilaçlardan yapılan Bonzai Ölümcül sonuçlar doğuruyor ve bir türlü önüne geçilemiyor. Bonzai Zararları ve Etkileri (Bonzai Tehlikesi) 2014 Bonzai Yan Etkileri. Farklı kimyevi maddeler ile kolayca temin edilebilen ve gittikçe yaygınlaşan Bonzai Uyuşturucu madde, çerçilerden alınan bazı bitkiler ile tarım ilaçlarının karışımı ile yapılmaktadır.
Uyuşturucu Madde içerikli olan ve kullanımı esnasında insan metabolizmasına çok zararları dokunan Bonzai tamamen uyuşturucu maddeden ve bazı bitkilerin yapraklarına karıştırılarak elde edilmektedir. Bonzai zararları ve etkileri kalcı hasarlar bırakabilmekte beraber büyük ölçüde bağımlı hale gelmektedir.
Bonzai Sentetik Cannabinoid ismi altındaki birçok maddeden oluşmaktadır. Tamamen kimyasal olan bu uyuşturucu madde bazı bitlkilerin yapraklarına karıştırılarak ortaya çıkmaktadır. İçildiği zaman insan üzerinde çok büyük bir etkisi olmaktadır.
Bonzai kullanan bir insanda oluşa bilecek zararlar aşağıda maddeler halinde sizler için sıraladık...
Bonzai Zararları
1- Kan basıncıda hızlı artış ve nabız yükselmesi
2- Şiddetli ağız kuruluğu
3- Göz kızarıklığı
4- Halüsülasyon hayal görme
5- Açlık hissi
6- Ortam seçememe nerede olduğunu hatırlayamama
7- Geçici körlük
8- Geçici felç durumu
Yeni nesil çocukların kandırılarak farklı türde bu uyuşturucu maddelere alıştırılması günümüzde yaşanılan bir sorun olarak gözümüze çarpıyor. Ailelerin biliçlendirilip bu uyuşturucu madde tehlikesinden çocuklarımızı uyararak uzak tutalım...
READ MORE